20 Kasım 2009 Cuma

Doçent

Dr.Ertuğrul çökmüş bir şekilde girdi odama. Hoşgeldin Ertuğrul dememe kalmadan ağzından cılız bir kelime döküldü:
-Kalmışım
Ortalığı buz gibi bir sessizlik kapladı. Dr.Ertuğrul, Dr.Mustafa ve Dr.Haydar doçent olmak için başvuruda bulunmuşlardı. Dosyalarını düzenlemiş belirlenen jürilere göndermişlerdi. Aylardır meraklı bir bekleyişle kulakları jüriden gelecek rapor sonuçlarındaydı. Ertuğrul kaldım deyince ben de çok üzüldüm. Kendisini teselli edici bir iki laf ettiysem de pek işe yaramadı. Ertuğrul kızıyor sağa sola küfrediyor, bırakacam bu mesleği tarzında laflar ediyordu. Kimsenin kendisine yardımcı olmadığından, sahipsiz olduğundan bahsediyordu. Ben durumu toparlamak için sakin olmasını, dünyanın sonunun olmadığını, hazırlanıp bir kez daha başvurabileceğini söyledim.
-Yok artık başvurmayacam. Üniversiteden de ayrılacam. Sabah vizitte bölüm hocalarına da kızdım, fırça attım. Birkaç servisin hocaları geçmiş olsuna geldi. Onlara da dedim; bırakacam.
-Sen şimdi kızgınsın. Yemek saati, hadi yemeğe gidelim, sonra konuşuruz....
Yemekhaneye girdiğimizde karşılaştığımız doktorların bir kısmı Ertuğrul'a geçmiş olsun diyor, teselli edici laflar söylüyordu.
Bir gün sonra Ertuğrul tekrar geldi odama. Yüzü gülüyor, neşesi yerindeydi. ben sormadan anlatmaya başladı.
-Yav Muhittin dosyamın sonucu daha belli olmamış. Bizim hıyar Haydar ile hıyar Mustafa bana oyun oynamışlar.
Mustafa ile Haydar Ertuğrul'un fakülteden sınıf arkadaşları. Öğrenciyken bile Ertuğrul çok çekmişti bunların oyunlarından.
- Ne yapmışlarki?
- Bunlar gitmiş rapor sonuçlarını e-mail ile gönderen sekreterin adına bir sahte e-mail çıkartmış. Bana da kaldı diye rapor düzenleyip göndermişler. Yetmezmiş gibi yayınının birisi de intihal şüphesi taşıyor, bu nedenle etik kurula havale edildin diye yazmışlar.
-Kim söyledi bunları sana?
-Kendileri söyledi. Ben sağa sola çatmaya başlayınca bir terslik çıkartacak bu diye gelip söylediler. Önce inanmadım ama etik kuruldan da bahsedince emin oldum.
-Sen ne yaptın, kızdınmı?
-Yav kızamadım bile, sevincimden ikisini de öptüm. Şeytan suratlarından!
Henüz raporlar gelmeden Mustafa bir tanıdık yoluyla kendisinin geçtiğini öğrenmiş, sağdan soldan gelen tebrikleri kabul ediyordu. Birkaç gün sonra üçünün rapor sonucu da geldi. Mustafa kalmıştı, Haydar kalmıştı, Ertuğrul geçmişti.
Dalga geçme sırası Ertuğrula gelmişti. En büyük şoku da Mustafa yaşamıştı. Geçtim diye sevinirken kaldı sonucuyla karşılaşmıştı.
Mustafa bir dilekçe ile rapor sonuçlarının detaylarını istedi. Sonuçlar geldiğinde ikinci şok! İlk rapor yanlış yazılmış Mustafa geçmişti.
Haydar ise derin bir sessizliğe büründü. Hakkımı yediler diye ortalıkta dolanıp duruyordu.
Ertuğrul ile Mustafa bir ay sonra ikinci aşama olarak kurulan jüri huzurunda sözlü sınava girdiler. Mustafa kaldı, Ertuğrul geçti ve doçent oldu.
Bu olaydan sonra Mustafa ve Haydar Ertuğrul'a yemin billah bir daha kendisi ile uğraşmayacaklarını söylemiş. Sana şaka yapalım derken biz çarpıldık demişler.
Her ikisi de bir yıl sonra doçent oldular.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder